Sayfa Yenileme: Otomatik güncelleştirme aktifAktif

MENÜ
22:09
17 Ağustos, Perşembe

DUYURU :

Hoşgeldiniz; siteye üye olarak diğer kullanıcılar ile mesajlaşabilirsiniz.

Faruk Çelik:Bunlar Ayağı Yere Basmayan Projeler

Faruk Çelik:Bunlar Ayağı Yere Basmayan Projeler

Muhalefetin ekonomiye ilişkin seçim vaatlerini değerlendiren Çalışma Bakanı Faruk Çelik, ''Bunlar ayağı yere basmayan projeler. Ana muhalefet partisi lideri 158 eylem ve projeden bahsediyor 101'i şu an fiili olarak uygulanıyor'' dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı.
Muhalefetin ekonomi vaatlerini eleştiren Bakan Çelik, vaatler için ''Ayağı yere basmayan projeler'' ifadesini kullandı.
1 Mayıs İşçi Bayramı'ndaki Taksim yasağı da sorulan Çelik, ''1 Mayıs’ta emekçilerin sorunlarını mı konuşacağız yoksa kavgayı çatışmayı mı öne çıkaracağız?'' dedi.
Çalışma Bakanı Çelik'e sorulan sorular ve alınan cevaplar şöyle;
Yarın Yol-İş Sendikası ile taşeron işçiler için önemli bir toplantınız var...
Seçim dolayısıyla gerekli gereksiz bazı değerlendirmelerin yapıldığı bir süreçteyiz. Taşeron uygulamaları diye ifade edilen alt işveren işçileri ile ilgili biz geçtiğimiz yaz son derece önemli bir düzenlemeyi parlamentodan geçirdik. Bir anlamda taşeron meselesi Türkiye'de yasal anlamda çözülmüş bulunuyor. Mesela deniyor ki hizmet alımı uygulamasına son vereceğiz deniyor. Türkiye komünizme dönmüyor sanıyorum. Sırf seçim için popülizm uğruna bir şeyler söyleniyor ama gerçekliği var mı yok mu söylenmiyor. Bugün dev yemek sanayileri kurulmuş ama siz hala diyorsunuz ki kurumlarımın alt tarafında bir aşçı, yemekhane oluşturacağım yemek imalatı yapacağım diyeceksiniz. Bu hayatın gerçekleri ile bağdaşmıyor. Bunun gibi hizmet satın alımı olmasın diye günümüz dünyasının gelişmiş ve gelişmekte olan hiçbir ülkesinde olmayan bir kavramı çalışma hayatına yerleştirmeye çalışmak mesnetten yoksun. Dolayısıyla hizmet alımı olacak. Peki çalışan taşeron işçinin hakkını hukukunu korumak her çalışanın hakkını korumak olduğu gibi biz taşeron işçisi ücret almada zorlanıyordu. Taşeron firma dediğimiz firma ücreti vermeme iflas etme gibi veya ücreti ödememe gibi bir durum söz konusu olduğunda asıl işveren sorumludur ücretini yatırmak durumundadır dedik. Çalışma açısında iş güvencesi açısından sıkıntıları vardı. En az üç yıl anlaşma yapılacak dedik. Toplu sözleşme hakları, hak arama imkanları yoktu. Şimdi artık toplu sözleşme hakları getirdik. Kıdem tazminatları yoktu. 11 buçuk ay çalıştırılıyorlardı ve tazminat alamıyorlardı artık alıyorlar. Yıllık izinleri yoktu. Yıllık izinleri de güvence altına alındı. Hizmet alınacak yerler belli artık orada çalışan bir vatandaşı asıl işte çalıştıramayacaksınız. Asıl işte çalışıyorsa bir işçi onlarla ilgili eleman ihtiyacı varsa kadroya alınması, yoksa onların tazminatlarının derhal ödenmesi konusunda bir çalışma yaptık. Dolayısıyla bir sorun kalmamış oluyor.
Peki yarın Yol-İş Sendikası ile yapılacak sözleşme imzalanmasından karayollarında çalışan taşeron işçilerin kadroya alınması...
Karayollarını yarın başbakanımız açıklayacak ayrıntılı olarak. Yargı bunlar asıl işte çalışıyorlar diyor. Yarın sayın başbakanımız tüm kamuoyu ile yaptığımız çalışmayı paylaşacak.
Siz 12 yıllık iktidarınız döneminde emeklilerle ilgili bir çok adım atıldı ama seçim beyannamelerinde ön plana çıktığına göre ihtiyaç tespiti var. Bu konuda hangi alanın açık kaldığıan yönelik sizin tespitleriniz neler?
Bu vaatleri aldık. Ayağı yere basmayan projeler olduğu için bunları çok konuşmak doğru mu bilmiyorum. Bu popülist yaklaşımların bir karşılığının olacağına ben ihtimal vermiyorum ama seçim dolayısıyla oy avcılığına çıkanların hedeflerine birilerinin alet olmaması açısından bunları izah etmekte fayda var. 158 çeşitli hedef, eylem ve projeden bahsediyor muhalefet. Bunun 101’ini uygulamaya koymuşuz biz. 158 vaatlerinin 101’i şu anda uygulamada. O halde geri kalanlar nedir? Çoğu afaki ayağı yere basmayan şeyler.
Emeklilikte yaşa takılanlar konusu sizinle de konuştuğumuz bir konu. Bu konuda yeni atılabilecek bir adım görüyor musunuz siz?
Emeklilere iki ikramiye vereceğiz diyorlar. Kim vermek istemez ki. Neden iki değil 4 ikramiye vermeyelim. Verilmesi gerekeni vereceksiniz. Eğer verilmesi gerekeni vermezseniz emekliyi maaşa muhtaç hale getirirsiniz. 15 günde 15 yasayı kimse unutmadı. 2002 yılında sayın Derviş geldiği zaman iç lider oturuyor yetkisiz ve etkisiz. Sayın derviş 15 günde 15 yasayı çıkaracaksınız ki maaşları ödeyebilesiniz. Türkiye'yi buraya mı döndürmeyi istiyorlar. Pastanızın büyüklüğü neyse o büyüklüğe göre sosyal taraflara ve yatırımlara para ayıracaksınız. Diğer türlüsü IMF’nin kapısına kul olmak demektir. 28 milyar liralık bir emeklilere para aktarmayı gerektiriyor. Bu olacak ki vereceksiniz. Biz ilave 4 milyar lira veriyoruz bütçe imkanları çerçevesinde. Bu vaatlerin altında yatan ülkenin başına gelmek değil partinin başında kalabilmek. Emeklileri yaşa biz takmadık bunu yapan geçmişteki iktidar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel müdürlük yaptığı dönemlerde hükümetlerin çıkarmış olduğu bir düzenleme. Hatta o düzenlemede 60 yaş uygulaması 2000 yılından sonra işe başlayanlarda 60 yaşında emekli olacaklar uygulaması da o dönemden gelen bir düzenleme. Neden bunu yaptılar? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu açıkça söylüyor iflas ettik diyor, emekli maaşı artık ödenemez noktaya geldi diyor. Şimdi böyle sıkıntıya giren kurumun çıkışını sağlamak için 99 yılında bu düzenlemeyi yapıyorlar, dün battık dedikleri hususa bugün tekrar batıracağız diyorlar. Bunu bari kurumda bu kadar uzun yıllarını vermiş bir siyasetçi söylemese daha doğru olur. Ben bunu anlamakta zorlanıyorum.
Bugünkü mali tablolar itibariyle de bu konuda adım atmak mümkün değil mi?
Biz bu arkadaşlarımızla bir araya geldik yapılacak olan neler var diye. Bir tek şey vardır sağlıkla ilgili bir düzenleme yapılabilir. İleri yaşa gelmiş olan vatandaşlarımız varsa onlarla ilgili sağlık sorununu çözmeye dönük bir çalışmamız var. Şu anda emeklilik yaşı 51-52. Daha erken emeklilik derseniz zaten sistemi çökerten bu olur. Bunun yıllık maliyeti 6 milyardır.
630 bin civarında kişiyi ilgilendiriyor sosyal güvenlik destek primi. Yüzde 15’ten yüzde 10’a indirildi son düzenlemelerle ama yine muhalefetin tamamen kaldıracağız dediği bir düzenleme. Bu mümkün mü?
Ahmet bey her şey mümkün. Bir ailenin aylık geliri bin 500 lira. Siz diyorsunuz ki 5 bin lira harcayacağım, harcayabilirsiniz. Ama kaç ay harcayabilirsiniz? Şimdi bu çalışan emeklilere yani ticaret yapan emeklilere yüzde 15’lik sosyal güvenlik destek primi uygulamasını bizim hükümet getirmedi. Bizden önceki hükümet getirdi. Biz insanları genç yaşta emekli yaptık ve tekrar bunlar çalışıyorlar. Bunlar çalışırlarken çocuklarına iş bulamıyoruz. Dolayısıyla bu sosyal güvenlik sistemi yürümüyor. Dolayısıyla bu genç emekli yeni bir ticari iş yaparsa yüzde 15 kesinti yapalım diye bu uygulamayı koymuşlar. Biz yüzde 5’ini indirdik. Türkiye'nin pastası büyüdükçe geçmiş iktidarların haksız uygulamalarını ortadan kaldırıyoruz. Onlar kaldıralım gitsin diyorlar. Hangi hesaplara göre bunları kaldırıyorsunuz? Bu söylemler 7 Haziran akşamı içindir. Bir çıkış yolu anlamında bir hesap söz konusu değil.
Yine sağlıkta katılım payı muhalefetin yürürlükten kaldıracağız dediği uygulamalardan biri. Şu anda ne kadarlık bir vatandaş hasta üstünde bu anlamda bir yük var. Bunun kalkması halinde nasıl bir maliyet oluşur?
Biz sağlığı bütün 77 milyona yaydık. Burada bizim bu katılım paylarından amacımız gelir elde etmek değil sosyal güvenlik kurumunun bütçesi 225 katrilyon. Bu toplam kesintilerden gelir ise 3.5 katrilyon. Yani bu devede kulak bile değil. Burada amaç otokontrol sistemini kurmak. Vatandaşımız 8 kez yaptığınız sağlıktaki devrimle hastaneye gidebiliyor. 77 milyon vatandaşımız yılda 8 kez hastaneye gidebiliyor. Avrupa’da da 7-8 arasında. Şimdi deniyor ki bu katılım paylarını hiç uygulamayalım 16 kez gitsin 20 kez gitsin. İhtiyaç varsa tabi ki gitsin imkan var. Ama burasını çeşitli kurallar koymazsanız keyfiliğe döndürürseniz sağlığı sağlıktan yararlanması gereken insanın yararlanmasını engellersiniz. İkincisi, dünyanın neresinde katılım payı yok. Buradaki amaç gitmesi gereken hastanın doktora hastaneye gitmesi.

Altın fiyatları bildiğiniz gibi sürekli olarak değişiklik göstermektedir. Türkiye altın fiyatları, aslında dünya genelindeki bazı parametrelere bağlıdır. Yani sadece Türkiye'ye bağlı herhangi bir piyasa altın fiyatlarını belirlememektedir. Bildiğimiz gibi dünya genelindeki borsaların açılış kapanış saatleri aynı anda olmamaktadır. Dünyanın herhangi bir yerindeki altın borsasında işlemler sonlanırken, bir diğerinde henüz yeni başlamaktadır.

Altın, yatırım araçları arasında uzun vadede kazanç sağlayan güvenilir bir maden olduğundan ve dilediğiniz anda alıcı bulabileceğinizden dolayı, çok fazla tercih edilmektedir. Altın fiyatlarını aslında dünya genelindeki ekonomiler aynı anda belirler. Borsanın en güçlü ülkesi ABD'dir. Bu nedenle de altın fiyatlarında daha çok ABD etkili olmaktadır. Geçtiğimiz dönemlerde altın fiyatlarını, ABD'de yaşanan krizler sıkça etkilemiştir. Bu nedenle altın fiyatlarının ABD'nin çeşitli kurumlarının davranışları doğrultusunda etkilendiğini söyleyebiliriz.

Bir başka açıdan baktığımızda altın, sadece kıymetli bir maden olarak yer almamaktadır. Altın aynı zamanda bir mücevher hammaddesidir. Özellikle bazı ülkelerde, mücevhere önemli ölçüde talep vardır. Türkiye de mücevher talebi fazla olan ülkeler arasında yer alıyor. Mücevher piyasasındaki bu talepler de altın fiyatlarına etki eden bir diğer unsurdur.

Altının aynı zamanda bir maden olduğunu hesaba katarsak, endüstriyel alanda da altına ihtiyaç olduğunu görürüz. Endüstriyel ihtiyaçlar, altın fiyatlarını ufak bir oranda da olsa etkilemektedir.

Altın fiyatlarını takip etmek ve en uygun zamanda altın alımı yapmak, tabii ki yatırımcılar için en doğru seçenek olacaktır. Siz de altın fiyatlarını takip ederek yatırımınız için uygun zamanı bekleyebilirsiniz.

İLETİŞİM